İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Gaziantepspor’a gitmediğime pişmanım

Spor sayfamızın bu haftaki konuğu Sarayönüspor’a yıllarını veren oyunculardan biri olan Nazım As. Futbola Konya’daki mahalle takımında başlayan, daha sonra okul takımında devam eden, Yolspor’da lisansı çıkan ve bir süre Demirspor’da oynadıktan sonra Sarayönüspor’un yolunu tutan Nazım As, yeşil siyahlı takımda efsanelerin yer aldığı kadronun forvet oyuncusuydu.

Futbol yaşamında önemli fırsatlarla karşılaşmasına rağmen bunları değerlendiremediği için pişman olduğunu dile getiren Nazım As, şimdilerde amatör futbolun da, futbolcunun da bittiğini söyledi.

İşte kendi ağzından Nazım As’ın futbol yaşamı:

29 Ocak 1956 yılında Konya’da dünyaya geldim. Konarlıyım. İlkokul, ortaokul ve liseyi Konya’da okudum. Konya Sanat Okulu’ndan mezunum. Torna tefsiye bölümünde okudum. Bizim evimiz İhsaniye mahallesindeydi. Mahallemizin Garipspor adında bir takımı vardı. Mahalleler arası maç yapardık. Forma rengimiz de kırmızı siyahtı. Sonradan bizim takım İhsaniye Gençlerbirliği oldu. Forma rengi de siyah beyaza döndü.

Yara izlerim hala durur

Lisede de okul takımında oynardım. Liseler arası Türkiye şampiyonalarına katılırdık. Her yıl Konya’nın şampiyonu biz olurduk. İskenderun, Niğde, Adana gibi illere turnuva için giderdik. 1974’te İskenderun’a gittiğimizde Gaziantepspor beni istedi. Hatta sonradaki Konya’ya bile gelip beni buldular. Beni bulup götürmeyi teklif ettiler. Annem razı olmadığı için gitmedim. Çok beğenmişler beni ama nasip olmadı.

Benden sonra Et Balık Spor’dan Ünal Karaman’ı götürdüler. Ona nasipmiş yürüdü gitti işte. Şimdi gitmediğime çok pişmanım. Eskiden lise takımlarının bir ağırlığı vardı. Altyapı takımı gibi olurdu. Bizde de forma aşkı vardı. Parayla pulla değil. Bacaklarımdaki yaralar hala geçmedi. İzleri duruyor. Sanat okulundaki takım arkadaşlarımın çoğu Konyaspor’da oynadı.

Amatörde ay yıldız alma hakkı kazandık

18 yaşında Yolspor’un genç takımına aldılar beni. Genç takımda bir iki sene oynadıktan sonra takım kapanınca Ethem Bigekarça bizi Demirspor’a verdi. 2-3 sene genç takımda oynadım. 1 sene da A takımda oynadım. Demirspor’un genç takımında Konya’nın en iyi takımı bizdik.




Takımda Ömer Zengin, Ali Salgın, İsmail Tekin gibi oyuncular vardı. Bir sezon amatörler Türkiye turnuvasında şampiyon olduk. Türkiye şampiyonu olunca formaya ay yıldız akma hakkı kazandık. Amatör takımların formasında ay yıldız olmaz. Sadece bizim Demirspor’un formasında ay yıldız vardı.

Demirspor’a dönmek varmış

Demirspor’da oynarken, Cevdet Amca, Orhan Kas, Seyitali Turan benim Konarlı olduğumu öğrenmişler. Bana teklifte bulunmaya geldiler. Bende memleketin diye kabul ettim. Demirspor beni bırakmak istemedi. Hatta sonradan antrenmanlarda beni tekrar almaya geldiler. Yöneticilere geri almak istiyoruz demişler. Cevdet amca seni tekrar istiyorlar dedi. Ben tükürdüğümü yalamam dedim. Gitmedim ama gitmek varmış. Futbol hayatım Sarayönü’nde bitti.

Çok zorluklarla oynadık

Sarayönü’nde 7-8 sene futbol oynadım. İdmanlara gelip gitmem çok zor olurdu. Trenle gidip gelmeye çalışırdık. Ferit ve Süleyman da Konya’dan benimle gidip gelirlerdi. Bazen de Ethem hoca getirirdi bizi. Treni kaçırırsak otelde kalmak zorunda kalırdık. Tabi o zaman otobüs yok dolmuş yok. Geldiğimiz sene hepimiz Sarayönülüydük.

Katibin Ahmet, Fehmi, Nadir Ünal, Naci Ünal, Süreyya Çetinkaya, Abdullah Kandemir, Gültekin Karlı, Hüseyin Çeroğlu, Ömer Gökay, Yılmaz Alceylan gibi çok değerli insanlar vardı takımımızda. Ferit ile Süleyman da Sarayönülü gibiydi zaten.

Benim mevkiim forvet. Forvet oyuncusuydum ben. Onadığım her takımla da şampiyon oldum. Bizden bir devre sonra Yılmaz abi, Ferit bıraktı. Abdullah Konyaspor’a gitti. Bizim devreden kimse kalmadı. Ben de evlendim. Antrenmanlara da gelemiyordum zaten. Kendiliğimden bıraktım gittim.

Düşürdüğümüz takımı geri çıardık

İlginç anılarımdan bir tanesini anlatıyım. Demirspor’da oynarken, bizim takımı Ethem hoca çalıştırırdı. Aynı zamanda Ethem hoca Sarayönüspor’u da çalıştırıyordu. Demirspor ile Sarayönü’nün düşme kalma maçı vardı. Demirspor’un bir iddiası yoktu ama Sarayönüspor’un kümede kalması için yenmesi gerekiyordu. Biz Ferit ile Demirspor oynuyorduk. Ethem hoca da arada kaldı. Bize yenilin de diyemedi.

Maçın içinde bir penaltı oldu. Ferit’e penaltıyı atma ben Sarayönülüyüm düşmesin takım dedim ama attı. Ethem hoca da bir şey diyemedi. Maç berabere bitmişti sanırım. Sonra Sarayönü küme düştü. Bir sonraki sene Ferit ve Süleyman ile Sarayönü’ne giderek düşürdüğümüz takımı çıkardık. Bir daha da düşmedi.

Unutamadığım bir anım

Başka bir anımı daha anlatıyım. Biz gençliğin verdiği heyecanla alkolde kullanırdık. Ethem hoca “oğlum maç günü bari içme” derdi. Bizde düğüne falan giderdik dayanamaz şeytana uyardık. Bir seferinde yine böyle Seydişehir maçına gidiyoruz. Seydişehir de Konya’nın en iyi takımı. Arkasında koca alüminyum fabrikası var. Hamza Hamzaoğlu falan Seydişehir’deydi.

Çok kuvvetliydi takımları. Ben alkollü olunca yöneticiler hocayla tartışmaya başladı. Hoca “yöneticiler çok kızıyor, seni bu maçta oynatmayacağım” dedi. Hocam oynatmamak senin kararın ama on beş dakika oynayayım.

Olmazsa çıkarım bir bak dedim. İlk on beş dakika içinde ne yaptım ne ettim bir gol attım. Sonra hoca beni oyundan almadı. Bir yandan da yağmur yağıyordu. Bende iyice açıldım tabi. O maçı 3-1 kazandık.

Taç atmayı bilmeyen oyunculara para saçıyorlar

Şimdi futbol falan yok. Biz ta 72’de, 73’te, üç topla kaleye inme tekniğini çalışırdık. Şimdi anca bağırıyorlar başka bir şey yok. Amatörü bitirdiler. Sahip çıkmadılar. Bu ülkede yabancı sevgisi var. Hazır yabancıyı getirelim oynatalım diyorlar. Taç atmayı bilmeyen adama milyon dolarları saçıyorlar. Demirspor’da bizim bir kaptan Hikmet vardı.

Hikmet abi bana bir top atar mısın dedi. Top bir adım yanına düştü. Geldi kulağımı çekti. Neredeyse kulağımı koparacaktı. Abi ne oldu ben sana ne yaptım dedim. Top istedik nereye attın diye kızdı bana. Bir adım sağıma attın dedi. Biz böyle bir disiplinli çalışmayla futbol oynardık. Bir de Deli Baki’den dayak yedim. Demirspor’da bizim hocaydı.

Bir maçın devre arasına 2-0 galip olarak soyunma odasına girdik. Ellerim belimde duruyormuş. Bir tokat attı bana ama nereden geldiğimi şaşırdım. Beş parmağı da yüzüme oturdu. Hocam ne oldu, ne yaptım ben dedim. Manken misin sen, nasıl duruyorsun, futbolcuysan futbolcu gibi dur dedi. Böyle bir saygı sevgi disiplin anlayışı vardı.

Yabancıyla bu iş dönmez

Şimdi ayakkabılar son model. Çivili ayakkabılarla oynardık. Tekmelik falan da yoktu. Bacaklarımız kan revam içinde kalırdı. Şimdi topçuya dokunsan sakatlanıyor. Kendi malzememizi yıkar taşırdık.

Amatör ruhu bitirdiler. Yabancıyla dönmez bu iş. Alttan yetiştirmezsen dışarıdan getirdiğin elin 30-35 yaşındaki adamı bana ne topu oynayacak. 90 dakikada oyuncunun ayağına dört top gelir. Bu dört topu kullanabiliyorsan iyi topçusun demektir.

Oyuncuyu kendin yetiştireceksin. Eğitimini terbiyesini iyi vereceksin. Şimdi amatörde kimse parasız kılını kıpırdatmıyor. Bende futbola çok önem vermedim. Önem verseydim bende giderdim. Benden sonra Ünal Karaman gitti milli takıma kadar çıktı. Bu işin para edeceğini bilemedim ben. Yoksa aha çok önemserdim.

Şimdikilere taş çıkarırım

Sarayönü’nden beş kuruş para almadım. Forma aşkı dedik topumuzu oynadık. Şimdi futbolcuların hiç birini beğenmiyorum. Hiçbir şey yok adamlarda. Kuvvetli olabilirler ama ne bir teknik var ne de taktik. Futbolcuya sorsan top kaç kilo diye bilmezler. Bize onu bile öğrettiler.

Ben 65 yaşındayım üç ay sıkı idman yapıyım şimdikilerden iyi oynarım. Ben top oynarken hiç kafamı kaldırmazdım. Top bana gelince çizgilerle oynardım. Çizgilerden nerede olduğumu bilirdim.

Çünkü adımlardım. Ölçüleri bilirdim. Golümü de atardım. Neredeyse her maç gol attım. Gol atamadığım maç çok azdır. Demirspor, Seydişehirspor, Konyaspor gibi büyük takımlar bizden hazırlık maçı isterdi parayla. Oturmuş bir takımdık. Çok kuvvetliydik. Güçlü takımlar bizimle oynayarak kuvvetini denerdi. Hepimiz birbirimizin ne yapacağını bilirdik.

 

osmaniye escort bayan

İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.