İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

BİZ BİZE YETERİZ

Evde kalınca eski defterleri karıştırıyoruz.

Şehirler sıktı. Dört duvar dedikleri bu olsa gerek. Evde kapalı kalmanın muhasebesini sanırım herkes yaptı.

Sadece bahçeli evlerde kalanlar, ya da ilçe ve köyde yaşayanlar dört duvar arasına sıkışmadı.

Çok yüksek katlı ve dip, dibe apartmanların ne kadar sıkıcı olduğu da böylece ortaya çıktı.

Zaman zaman yazılarımda ‘perdeli hayat’ eleştirisi yapıyordum ya; evde kalınca bunun ne anlama geldiğini daha iyi görmüş olduk.

Aslında hayatı tanımaya başladık.

Ne kadar çok rahat yaşadığımızı anladık.

Korona virüsü yüzünden maske ve eldiven ile dezenfektan ürünlerinin yanında şehirlerarası otobüs bilet ücretlerinde yüzde yüze yakın fiyat artışı aşırı yapıldığını gördük. Müşteri olanlar bunu eleştirirken, satıcılarında başka bahaneler üreterek aşırı fiyat yükselmelerini eleştirdiğine şahit olduk.

Yani herkes, herkesin yüzünü gördü.

İyi de oldu.

Ama bunun yanında zor zamanlarda millet olarak kenetlenmeyi yeniden dünya ya gösterdik.

90’lı yıllarda akaryakıt ürünlerine zam geldiği zaman ilçeden şehre yolcu taşımacılığı yapan firmalar, zaman kaybetmeden zam yapar sonra da yandık öldük bittik diye kendince eleştiri yaparlardı.

Önek olarak 3 kuruş zam geldi ise onlar bilet fiyatını 5 kuruş arttırırlardı.

Demek ki aradan yıllar geçmesine rağmen o tip insanların zihniyetinde bir değişiklik olmamış.

Bir hafta önce 2 Tl olan patates ve soğan bir hafta sonra pazarda 5 Tl oluveriyor.

‘Biz bize yeteriz’ sloganı ile bağış kampanyası başlatıldı.

Herkes gücü yettiğince bağışını yapıyor.

Yardımlaşma ve dayanışma her zaman güzel sonuçlar vermiştir.

Piyasada özellikle gıdada yaşanan fiyat belirsizlikleri yüzünden vatandaş bazen çileden çıkıyor.

Çünkü birilerinin fırsattan sağladığı haksız kazanç insanları rahatsız ediyor.

O zaman bizim de önerilerimiz var.

Mademki biz bize yeteriz diyoruz, aracılara da bunu gösterelim.

Önce gıda ürünlerinde başlatalım.

Tarım Kredi Kooperatifleri, belediyeler, ziraat odaları, çiftçi birlikleri her ile, her ilçeye satış marketleri açmalı.

Niye?

Üreten bitiyor, aracı kazanıyor. Hem de çok iyi kazanıyor.

Zor değil.

Bunun örneğini Konya Şeker yaptı.

Doğrudan satış mağazaları ile ürettiği gıda dahil tüm ürünleri halka ulaştırıyor.

Hem istihdam oluşuyor, hem de vatandaş kaliteli ürünü uygun fiyata tüketiyor. Böylece haksız kazanç da ortadan kalkıyor.

Çiftçi de ürününün satış fiyatını bildiği için üretmeye ve kazanmaya başlıyor.

Bu iş anlaşmalı marketlerle de olabilir.

Ama tarladan sofraya el değmeden gelmeli.

Hem üreten kazanmalı, hem de tüketen.

Yoksa sarımsağı 70 liraya. Limonu 15 liraya, patates ve soğanı 10 liraya tüketeceğiz.

Eğer tedbiri almaz isek tarım ülkesinde tarım ürünlerine hasret kalacağız.




İlk yorum yapan siz olun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir